Basın Bildirileri - Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği

CİİODER

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği
İçeriğe git
BASIN DUYURULARI

17/04/2020
Kamuoyuna sunulur…
Son günlerde oldukça yoğun günler yaşıyoruz. Dünyayı ve ülkemizi sarsan korona salgını tüm insanlığı etkiledi. Bu dönemin olumsuz yansımaları erişkinler yanında, gençleri ve çocukları da etkiledi. Çocuklar açısından bakıldığında, bu süreçte çocukların bu zorlu sürece uyum sağlamaları, fiziksel, ruhsal, sosyal açıdan sağlıklı kalabilmeleri, çevrelerindeki yetişkinlerin onlara yönelik tutumları ve alınan önlemlerle çok bağlantılıdır. Böylesi zorlu dönemlerde, çocukların güven duygusuna, onları güvende tutacak erişkin tutumları ile bezenmiş bir çevreye gereksinimleri vardır. Burada çocukların korunma, gözetilme ve gelişimsel hakları doğrultusunda ele alınmaları birincil koşuldur.
Ancak ülkemize bakıldığında, bu zorlu korona salgını çocukların yaşamlarını alt üst ederken, bir yandan da ‘‘çocukların kendilerine tecavüz eden kişilerle evlendirilmeleri’’ni içeren bir yasa taslağının bir biçimde gündeme getirilerek, kanunlaştırılmaya çalışılması söz konusudur.
Bu durum, hiç bir koşulda onaylanamaz bir konu iken, hele de böylesi bir dönemde, çocukların gelişim ve sağlıklı yaşam haklarını bu denli sarsacak bir tasarının gerçekleştirilmek istenmesi akıldışı, bilimdışı ve insanlık dışı bir yönelimdir ve kesinlikle kabul edilemez!!
Bu nedenle, bu konuda 88 Sivil Toplum Örgütü’nün katılımı ile yayınlamış olduğumuz basın bildirisini yeniden bilgilerinize sunar, bu alandaki anlaşılamaz ısrarın ve bu konunun artık hiç bir şekilde gündeme getirilmemesi konusunda bir kamuoyu bilinci ve gücünün oluşturulmasının önemini tekrar vurgulamak isteriz.

   Saygılarımızla
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği
  Yönetim Kurulu



30/12/2019
 
ÇOCUKLARIN KENDİLERİNE TECAVÜZ EDEN KİŞİLERLE EVLENDİRİLMELERİ AĞIR BİR ÇOCUK HAKKI İHLALİDİR.
 
ÇOCUK HAKLARINI UYGULAMA UYGARLAŞMA YOLUNDA GERİYE GİDİYORUZ
 
           2005 yılında Türk Ceza Hukuku Reformu ile engellenen kız çocuklarının kendilerine tecavüz eden kişilerle evlendirilmesine ilişkin düzenleme günümüzde yeniden yasal ve psikososyal boyutları ile çok ciddi riskler taşıyan ve çocuk haklarına tümüyle aykırı bir durum olarak önümüze çıkarılmıştır.
 
           Bu yasal düzenleme ile, 12-16 yaştaki kız çocukları kendilerine tecavüz etmiş olan kendilerinden 10-15 yaş büyük olan kişilerle evlendirildiklerinde, tecavüzcülere af yolu açılmakta, bir başka deyişle, ‘’cezasızlık’’ getirilmektedir.
 
           Çıkarılmak istenen bu yasal düzenleme, topluma bir çözüm yolu olarak sunulmakta, koruyucu, onarıcı bir yasa imiş gibi bir algı yaratılmaktadır.
 
           Erken yaştaki kız çocuğunun imam nikahı altında, kendinden yaşça büyük erişkinlerle bir araya gelmeye zorlandıkları evliliklerde, bu yasa yolu ile cezaevindeki koca af ile çıkacak, aile bütünlüğü yeniden onarılmış olacak gibi bir açıklama getirilmekte, burada kız çocuğunun bir yakınmasının bulunmaması, ailenin rızasının olması affın gerekçeleri olarak ileri sürülmektedir.
 
           Yapılan araştırmalar, ülkemizdeki erken yaş evliliklerinde, çocukların %30’undan fazlasının yetişkinlerle imam nikahı ile evlendirildiklerini ve bu durumu ailelerin rıza ve onayı ile olduğunu açıklamaktadır.
 
           Bu durumda 12 yaşındaki bir kız çocuğuna, kendinden 15 yaş büyük bir yetişkin erkek tarafından imam nikahı bağlamında bir cinsel taciz uygulandığında bu eylem suç sayılmayacaktır.
 
           Ayrıca, bu yasa gerçekleştiğinde, yalnızca erken yaşta, imam nikahı ile gerçekleştirilmiş evlilikler kapsamındaki kişilere değil, kız çocuklarına cinsel tacizde bulunan tüm kişilere de ‘’cezasızlık’’, ‘’af’’ getirecektir.
 
‘’KIZ ÇOCUĞUNU KENDİSİNE TECAVÜZ EDEN KİŞİ İLE EVLENDİRME YÖNELİMİNİN ARKASINDA YATAN ETKENLER NELERDİR?
 
           Ülkemizdeki toplumsal cinsiyet eşitliğini hiçe sayan yaklaşımlar, geleneksel ve dinsel dogmalar, özellikle kız çocuğunu bir cinsel nesne, anne babanın istedikleri gibi yönetecekleri bir ‘’mal’’, kendi istenci, yönelimi, duygusu, düşüncesi olmayan bir varlık gibi gören çağdışı tutumlar, erkeği önceleyen, kızları edilginleştiren ve değersizleştiren bakış açıları o denli yaygınlaşmıştır ki artık kız çocuklarının kendilerine tecavüz eden kişiler ile evlendirilmesi konusu bile, tartışılabilir bir konu olarak gündeme getirilebilmektedir.
 
           Ve ne yazık ki, kız çocuklarının kendilerine tecavüz etmiş olan kişiler ile evlendirilmeleri ‘’doğal’’, ‘’olması gereken’’, ‘’koruyucu’’ bir süreç olarak ele alınmakta ve konu yalnızca, yaş farkının 10 yaş mı, 15 yaş mı olması gerektiği üzerinden indirgemeci ve hak ihlallerini, riskleri göz ardı eden bir yaklaşım üzerinden tartışılmaktadır.
 
           Burada ilkel bir bakış açısı ile bu sürecin işlevi ve hedefi, geleneksel bir damgalamanın kıskacına alınmış, ‘’namusu kirletilmiş’’ kız çocuğunu korumak ve evlendirerek, ona bir çözüm yolu sunmak ve tecavüz eden erkeğe de bir af yolu açmaktır.
 
KIZ ÇOCUKLARININ KENDİLERİNE TECAVÜZ EDEN KİŞİ İLE EVLENDİRİLMELERİ ONLARDA NE TÜR SORUNLARIN ORTAYA ÇIKMASINA NEDEN OLUR?
 
           Kız çocuğunun evlendirilmesi, onu en temel haklarından biri olan eğitim hakkından yoksun bırakma demektir. Yine kız çocuğunun kendisine tecavüz eden kişi ile evlendirilmesi, onda değersizlik duygusu, benlik saygısında düşme, öfke, dışlanmışlık ve terk edilmişlik duygularının ortaya çıkmasına neden olur, kendini çıkmazda hisseder.
 
Erken yaş evliliği temelde çocuğa yönelik bir zorbalık, açık bir çocuk hakkı ihlalidir.
 
TCK 15 yaşını tamamlamamış olan çocukların cinsel ilişki konusunda geçerli bir rızaya sahip olmadıklarını belirtmektedir.
 
Kendilerinden yaşça büyük erişkinlerle imam nikahı ile karı-koca ilişkisi içine itilen çocuklar, kendilerine tecavüz etmiş olan kişiler ile evlendirilen çocuklar, bu süreçte edilginleştirilirler; duygularını bastırırlar, bu bastırılmış duygular, ilerde kendilerine ve başkalarına yönelik öfke nöbetleri, intihar yönelimleri ve depresyon gibi ruhsal sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Edilginleştirilmiş kızlar/kadınlar daha kolay aile içi şiddetin odağı olarak seçilirler ve kadın cinayetlerinin adayı haline getirilirler.
 
Erken yaş evlilikleri ya da kendilerine tecavüz etmiş olan kişi ile evlendirilme sonrası oluşan gebeliklerde ‘’çocuk anne’’ bu durumu benimseyemez, doğan bebeklerde, sağlıklı anne bebek bağlanması olamaması nedeniyle, bağlanma sorunları ve gelişimsel aksaklıklar ortaya çıkar.
 
KIZINIZA TECAVÜZ ETMİŞ BİR KİŞİYE AF GETİRİLMESİNİ İSTER MİSİNİZ?
 
STK’LARA DÜŞEN GÖREV
 
           Tecavüzcüye cezasızlık getiren bu yasanın bütününe, içeriğine bakıldığında, bu konuyla ilgili STK’lar olarak, bizlerin bu yasal düzenlemenin içerdiği riskleri ve yanlışları topluma anlatma, toplumu bilgilendirme ve uyarma sorumluluğumuz bulunmaktadır.
 
           Bu sorumluluğumuz bağlamında bilinmesini isteriz ki…
 
-        Çocuk Hakları açısından 18 yaş öncesi bireyler çocuk sayılmaktadır ve gerek fiziksel, gerekse ruhsal yönden evlilik onlar için düşünülemez. Çocuklar eğitim, oyun oynama, kendilerini geliştirici etkinliklere katılma hakları nedeniyle evlendirilemez.
 
Ayrıca çocukların her türlü cinsel sömürüye ve cinsel istismara karşı korunma hakları bulunmaktadır.
 
-        Çocuk evliliği bir çocuk hakkı ihlali, dolayısıyla bunu gerçekleştiren yetişkinler için bir suçtur.
 
-        Ülkemizde 12-16 yaş arası kız çocukları, kendilerinden 10-15 yaş büyük yetişkinlerle imam nikahı ya da başka tanımlamalar altında karı-koca ilişkisi içinde birlikte yaşamaya zorlanmaktadırlar. Toplumumuzda bu tür evliliklere, denetleme, yaptırım ve bilgilendirme yoluyla son verilmelidir.
 
Bu noktada STK’larla birlikte tüm topluma, ailelere ve devlete de ciddi görevler düşmektedir.
 
 
 
 
AİLELER VE DEVLET NE YAPMALIDIR?
 
Ailelerin görevi: kız çocuklarını korumanın tek yolunun onları geleneksel baskılarla erken yaşta kendilerine tecavüz eden kişiler ile evlendirmeleri olmayıp, çocuklarını korumanın asıl yolunun onları eğitmek, gelişimlerinin önünü açmaktan geçtiğini kavramaları, bu konuda bir bilinç geliştirmeleridir.
 
Kesinlikle ve gerçekten bilinmelidir ki buradaki tek çözüm yolu, çocuğu kendisine tecavüz eden ve imam nikahı ile birlikte olmaya yönlendirildiği kişiyle ‘’evlendirmek’’ ya daerken yaşta kız çocukları ile gerçekleştirilen ve yasal olmayan evlilikler sonrası cezaevine giren kişiyi, cezaevinden ‘‘af’’la çıkarmak değildir. Çünkü ‘’af’’ ya da ‘’cezasızlık’’ temel bir yaklaşım olarak benimsendiğinde, devletten karısı ve çocuğu olan ve cezaevinde bulunan tüm kişilere cezasızlık ve af getirilmesi beklenebilir. Bu yasa tasarısı ile getirilmek istenen bu düzenleme bütünüyle kendi içinde çelişkiler içeren ve kabul edilemez bir durumdur.
 
Çocuklarla evlenmek bir suçtur ve bu suçu işleyen ve bu suça katılan tüm yetişkinler ceza almalıdırlar.
 
Burada devletin görevi: çocuk hakları doğrultusunda çocukların zararına işleyen geleneksel uygulamaları ortadan kaldırmak ve çocuklara ilişkin yasaları oluştururken, çocukların yüksek yararını gözetmek ve öncelemektir.Evlilik, bu çocuklarımızın korunması için bir çözüm olamaz. Çözüm, çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesinden geçmektedir. Cinsel istismara uğramış, erken yaşta gebe kalmış kız çocuklarını ve bebeklerini koruyan, destekleyen ve bu tür durumların yaşanmasını önleyecek sosyal politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu da devletin başlıca sorumluluklarından biridir.
 
STK’lar, aileler ve politika uygulayıcıları olarak, çocukların kendilerine tecavüz eden kişilerle evlendirilmelerini öngören bu yasal düzenlemeye karşı durmalı ve çocukların yanında yer almalıyız!
 
 
Çocuk İstismarını Ve İhmalini Önleme Derneği
 
Türk Psikologlar Derneği
 
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi
 
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şubesi                                                              
 
Türkiye Çocuk Ve Genç Psikiyatrisi Derneği
 
Bebek Ruh Sağlığı Derneği
 
                                                                      
 
Adli Tıp Uzmanları Derneği  
 
Ergen Sağlığı Derneği
 
Travma Çalışmaları Derneği
 
Türkiye Psikiyatri Derneği
 
Ankara Tabip Odası
 
World Human Relief
 
Toplum Ruh Sağlığını Geliştirme Derneği
 
Atatürkçü Düşünce Derneği
 
Uçan Süpürge Vakfı
Hukukçu Hekimler Derneği 
Psikiyatri Hemşireleri Derneği
Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği 
Çocuk Hemşireleri Derneği Ankara Şubesi 
Karadeniz İlleri Kadın Platformu Trabzon Derneği
Yargıçlar Sendikası
 
Aydın Kadın Efeler Derneği
 
Adalet Sistemi Uzmanları Derneği
 
Gaziantep Klübü Derneği
 
Gaziantep Yesemek RotaryKlübü     
 
Gaziantep Eczacılar Odası
 
Gaziantep İpekyolu  RotaryKlübü
 
Zeugma Kültür Ve Sanat Derneği
 
Gaziantep Anadolu Lisesi Mezunları Derneği
 
Gaziantep Müze Dostları Derneği
 
Gaziantep Kadın Sağlığı Derneği
 
Toplum Eğitimi Derneği
 
Gaziantep Kültür Turizm Derneği
 
Girişimci Kadınları Destekleme Derneği
 
İnşaat Mühendisleri Odası
 
Eğitim-iş Sendikası
 
Gaziantep Şahinbey Lions Klübü
 
Muhasebeciler Birliği
 
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Gaziantep Şubesi
 
Türk Anneleri Derneği
 
Türkiye Sakatlar Derneği Gaziantep Şubesi
 
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
 
KOREV- Koruyucu Aile ,Evlat Edinme Derneği
 
Alleben Rotary Kulubü
 
Denizli Soroptimist Kulübü
 
Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu
 
Belkıs ( Zeugma) Eğitim Kültür Araştırma ve Geliştirme Derneği
 
Çocuk Hakları Derneği Gaziantep-Kilis Tabip Odası
 
Ankara Hitit Gençlik ve Spor Derneği
 
Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği
 
Ankara Cumhuriyet Okurları (Ankara CUMOK)
 
YORET VAKFI
 
SİMORG -Sokak Hayvanları için Mücadele ve Organizasyon Derneği
 
Denizli Koruyucu Aile Derneği
 
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
 
Çocuk İstismarı ve İhmali ile  Mücadele Derneği
 
Çocuk Hakları Derneği
 
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi
 
Göç ve İnsani Yardım Vakfı
 
Antalya Aile Danışmanları Derneği
 
Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı
 
Tüm Emekli Sen Genel Merkezi
 
DİSK Ankara Bölge Temsilciliği
 
Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu (TPÖÇG)
 
Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği
 
Ankara Klübü Derneği



BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği

YAŞAMIN TÜM RENKLERİNİ VE ÇEŞİTLİLİĞİNİ BİRLİKTE KUCAKLAMAK İÇİN…

Birleşmiş Milletlerce yayınlanan ve ülkemiz tarafından da imzalanıp onaylanan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin “Giriş”inde bir çok insan hakları belgesine dayanılarak anımsatılan gerçekleri, 3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ nedeniyle, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği olarak bir kez de biz anımsatmak isteriz:

·         İnsanlık ailesinin tüm mensuplarının doğuştan sahip oldukları onur, değer, eşit ve devredilmez haklar, dünyada özgürlüğün, adalet ve barışın temelidir.

·         Herkes, hak ve özgürlüklere, herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın sahiptir.

·         Engelli bireylerin bu haklardan herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın yararlanmaları güvence altına alınmalıdır.

·         Engellilik durumu, sakatlığı olan kişilerin topluma, diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklanır.

·         Engellilere fırsat eşitliği sağlanmasına yönelik ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde politikaların, planların, programların ve eylemlerin geliştirilmesi, tasarlanması ve değerlendirilmesi gerekir.

·         Engelliliğe ilişkin konular sürdürülebilir kalkınmayla ilgili stratejilerin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

·         Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalması, her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına gelir.

·         Engellilik bir çeşitliliktir ve tüm engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerekir.

·         Engelli kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmalarının önündeki engeller halen var olmaya devam etmektedir ve dünyanın her yerinde engelli bireylerin insan hakları ihlallerine maruz kaldıkları bir gerçektir.

·         Özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere, tüm ülkelerde engellilerin yaşam koşullarının geliştirilmesinde uluslararası işbirliği önemlidir.

·         Engellilerin toplumun refah ve çeşitliliğine yaptıkları ve yapabilecekleri olumlu katkılar ve engellileri insan haklarını ve temel özgürlükleri tam kullanmaya ve topluma tam katılmaya teşvik etmek, onların toplumsal aidiyetlerine, toplumun insani, sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasına ve yoksulluğun azalmasına katkıda bulunacaktır.

·         Kendi seçimlerini yapma özgürlüğü de dahil olmak üzere, engellilerin bireysel varlıklarının ve bağımsızlığının önemi kabul edilmelidir.

·         Engellilerin, kendilerini doğrudan ilgilendirenler de dâhil olmak üzere, politika ve programlarla ilgili karar alma süreçlerine etkin olarak katılabilmeleri gerekir

·         Dünyanın her yerinde daha ağırlaştırılmış ayrımcılıklara maruz kalan engellilerin karşılaştığı zor koşullar kaygı vericidir.

·         Engelli kadınlar ve kızlar hem ev içinde hem de ev dışında şiddete uğramaya, yaralanmaya veya istismara, ihmale, ihmalkar muameleye, kötü muameleye veya istismara karşı daha büyük bir risk altındadırlar.

·         Engelli çocuklar, diğer çocuklarla eşit koşullar altında, tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanmalıdır ve bu bağlamda Çocuk Hakları Sözleşmesine Taraf Devletlere, üstlendikleri yükümlülükleri yeniden anımsatmak gerekir.

·         Toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını ihmal etmeden, engellilerin insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını teşvik etmek gerekir.

·         Engellilerin çoğunluğunun yoksulluk koşullarında yaşadığı bilinmektedir. Bu bakımdan, yoksullukla ve yoksulluğun engelliler üzerindeki olumsuz etkisiyle mücadele edilmelidir.

·         Yürürlükteki insan hakları belgelerine riayet edilmesi, özellikle silahlı çatışma ve işgal koşullarındaki engellilerin korunması için vazgeçilmezdir.

·         Fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişim, engellilerin tüm insan haklarından ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamada büyük önem taşımaktadır.

·         Engellilerin tüm insan haklarından tam ve eşit ölçüde yararlanabilmesinin sağlanabilmesi için engelliler ile aile bireylerinin gerekli koruma ve desteği alması gerekir.

Bütün çocukların (ve elbette engelli çocukların da) insan haklarının anayasası diyebileceğimiz BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmede ve T.C. Anayasası başta olmak üzere iç hukukta da ifadesini bulan hakların güvence altına alınması başta devletin, ailenin, sivil toplumun ve her bireyin sorumluluğundadır. Engelliler gibi özel gereksinimli çocuklar da diğerleri ile eşit koşullarda bu hakların öznesidirler. Özel gereksinimleri olan çocukların, haklar bakımından, diğer çocuklardan bir farkı yoktur. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin, haklar bakımından bütün çocukları eşitleyen ayrımcılık yasağı, Anayasanın 10. maddesinde yer alan herkesi kanun önünde eşit sayan düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ayrımcılık yasağı ve diğerleri… yalnız devlete değil, çocuk hakları savunusu yapan bizlere de önemli görevler yüklemektedir. Yaşamın tüm renklerini ve çeşitliliğini (BM Engelli Hakları Sözleşmesine göre engellilik de insanoğlunun/kızının çeşitliliğinin bir parçasıdır) birlikte kucaklamanın güzelliğini fark etmek için hak temelli bir bakış açısını güçlendirmek gerekir. Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği olarak bizler, 3 ARALIK DÜMYA ENGELLİLER GÜNÜ vesilesiyle, engelli çocukların gereksinimlerine, sorunlarına ve haklarına özel vurgu yaparak, gücümüzü güçlerine kattığımızı kamuoyuna duyurmak isteriz. Saygılarımızla.
  • Tecavüzcüleri Korumayın
  • Çocuk Hakları Günü
  • Çocuk Cezaevleri Kapatılsın
  • Yargı Ekliyle Çocuk İstismarının desteklenmesine son bulmalı
  • 13/01/2016 tarihli medyada yer alan” babanın kızına karşı şehvet duyması” konusuna ilişkin basın açıklaması
  • Dünya Çocuk Hakları Günün Bildirgesi
  • Cinsel İstismar Mağdurunun tecavüzcüsüyle evlendirilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin yönergeye karşı basın bildirisi
  • Çocuklar İçin hep birlikte girişiminin basın bildirisi

Tasarım Ali İŞERİ
Buy Safely and Securely with
İçeriğe dön